2024 ümitli ekspedisyonu günlüğüm-4

07/09/2024
3 gündür yazmadığım günlüğe başlıyorum. bunların iilkinde telefon denemesi için güneş paneli-akü-telefon kablosu bağlama işi vardı. bunu barış, ben ve yusuf abi günün akşam 5 saatinde giderek ilk bağlantıları yapmaya çalıştık. cızırtı 400 bandından gelse de beklediğimiz yaklışık 2-3 saat boyunca tepede bayağı rüzgar yedikten sonra ana kampa döndük ve saat gece 12 denemesi için 11'de kamptan ben barış ve onur 3 saat boyunca tekrar donduk ve başarısız olduk. kampa döndük ve gece 4 civarında uyuduk. sabah saat 9 gibi uyanıp mat ve hekzan taşımak için ben selin ve talha mağaraya poyrazları görene kadar inme kararı aldık. poyrazları mağaradaki hat boyunca göremeyince 430 kampına kadar inmek durumunda kaldık. (burada duruyorum çünkü nohut yiyorum).
ışık olmadığı için yamuk yazıyorum.
80 metrelik iki şaft vardı ve korkunçlardı. mağaranın benim için en zorlayıcı kısmı buydu. aşağıda mağara kampına gidip ısınıp yemek yedik. kahve de içtikten sonra acelemizin olmamasından kaynaklı 2 saatlik molamızı sonlandırdık. çadırın içinden buz gibi mağaraya tekrardan giriş(aslında hiç çıkmamıştık) yaptık. mendereslerde ıslanan çorabım artık termal olduğu için hiç üşütmüyordu. uzun şaftları çıkarken ip yoyo gibiydi. ipin bolt ve düğüm yerlere bakmamaya çalışıyordum. çünkü buralarda ip deli dehşet ince duruyor!!
arkamda talha önümde de selin ve tahsin vardı. tahsin ve selin ben talhayı beklerken mağaradan çıkmış, kampa ulaşıp ateş yakmıştı.
mağarayı bitirmeden (ancak yaklaşmıştım) havada uçan tozları yıldız sanmıştım.
mağaradan çıkıp araziye ulaşınca yolu karıştırdık ve kaybolduk. sonra mağarayı da bulamadık. denediğim yerde mağara çıkınca inip telsiz ile kampa bilgi verdim. tahsin bizi gelip yarı yoldan aldı. çook fazla patatesli omlet hayalim vardı ancak yapamadan uyumuşum. birkaç saatlik uykudan sonra sabah sıcaktan ve açlıktan (ve aslında 24 saattir çişimi yapmadığımdan) uyandım. uyandıktan sonra yapılan patatesli sucuklu yumurta yerine bulgur yedim. ardından omleti de alıp çadırıma geldim. uyumuşum. barış beni genel toplantıya çağırdı ama ben reddedip uyumaya devam ettim... hatalı bir hareket ama uykumun onune geçemiyorum. büyük ihtimalle de uyku arası bir reddedilişti.
gece saat 4 ve yazmaya devam ediyorum. aşırı aşırı çişim var ama yapamadım çişimi!?!?!?!!?!?!?
ateş başında sohbet etmeyi çok seviyorum ancak tek bok özelliği sıcaktan dizlerin yanıyor ama götün donuyor. eğer götün çok üsüdüyse de ateş başındakilere götünü dönüp popoşow yapıyorsun. ateş başında konustuğumuz bir diğer konu da hava yutarak geğirmekti. birkaç kişi oturup uzun bir süre geğirme dinledik. denemem için destek görsem de ben yapamam. tam bu sırada arkamdan hayvan sesi geldi. ilk başta kurtlar sansak da aslında onlar 3 tane küçük eşekmiş. geğirme çağrısı onlara çiftleşme gibi gelmiş olabilir.
kampta insanlar yanımızda osuruyor ve aşırı doğal karşılanıyor. evet öyle ama ben bu samimiyeti çok seviyorum.
patates torbasını çadırda yukarı asarken poyrazın çiyandan dehşet korktuğunu deneyimledik. dün de melisin üzerine akrep tırmanmış. vahşi hayat.
bugün telefon tepesine gittik ve royem bana güncel bütün dedikoduları anlattı. cem bir kız ile konuşuyormus!?!? telefon tepesindeyken bana bir şarkı dinlettiler. adı kafamı hissetmiyorum. bir şaheser. bugün yemeği ben yaptım. nohut. burada patatesli omlet harici hiçbir şey (en azından ev kadar ) harika olmadığından beklenti yemek için bayağı düşük. gece ateş başında közde patates yapıp yedik. ellerim çok acıyor. jumarlarken oluşan sürtünmeden dolayı aşırı kabarık ve kızarık halde.(eldivenden nefret ediyorum) .
mağaradan döndükten sonra kız erkek fark etmeksizin her ayak sizi ayak fetişinden soğutabilir. döndükten sonra ayaklarımın fotoğrafını çektim. aşırı kötüydü. burada leş gibiyiz. aşırı kirliyiz. bugün poyraz ve kubilayı mağaradan donerken karşıladık. insanları özlemiş gibiydi. ilk lafı ''olum çok parlaksınız. Özge çok parlaksın oluum'' oldu. tüm tırnaklarımın içinde leş gibi kir var. o kadar fazla var ki artık tırnaklarımı acıtıyor. bugün kamptan ayrılan büyüklere sarılırken kendimi herkes zaten is kokuyo diye kandırdım. şimdi çişe gitmem lazım.
geldim. uyudum. bye.
mağaradan dönen ışıkları çok seviyorum. 4 kişi mi gitti? 4 ışık mı var? oh bitti. iyiler demek.
uyudum.