az biraz çürük çilekler

Uzun zamannn sonra aile evimde 4 kişiyiz; ben, ablam, annem ve babişim.
Dün bu eve, büyüdüğüm eve, geldiğimde akşam kafamı yastığa koydum ve biraz bunun değeri üzerine düşündüm. Neden bilmiyorum ama uzun zamandır "güvende-bununla huzurlu" hissetmiyordum. Ama aslında çok kolaydı ve 1 duvar ötemdeydi.
Sabah Doruk uyandırdı defalarca. Annem ben uyurken odaya girip eşyalarını aldı (evet kendi odamda ablam yattığından, o da ben geceleri konuştuğum için rahatsız olduğundan annemler kavga çıkmasın diye yatak odasını bana verdiler. öyle ki rüyamda konuştuğumun videoları whatsapp'ıma düşsün ben de istemiyorum, yeterince çektim.).
"abla" gibi hissediyorum birkaç aydır. ağırbaşlı olmak istiyorum. haşarı bi çocuk da olmak istemiyorum. daha büyük kaygılarım var, daha derin acılarım da. ve hayat beni bi farklı yontuyor.
muharrem ayındayız, kısaca buradaki inanca göre et, yumurta vs. hayvansal ürünler (yoğurt-süt vs. hariç) yasak, aynı zamanda da saç kesmek, tırnak kesmek, top oynamak, sakız çiğnemek, sarımsak/soğanı doğrarken baş kesmek de yasak. 12 günlük yas var., yapılabiliyorsa 12 gün oruç var ama susuz oruç baya baya sert.
Ben burada 14 yıldır (bir kısmında yarı zamanlı) yaşıyorum ve yıllardır bu mateme inanmayanlar da dahil olmak üzere çok saygı ve anlayışlılık vardı.
sabah yumurta yedim. bizimkiler aşırı inançlı olmamasına rağmen evde yemekler etsiz pişmekte. sorun mu? asla, ama sabah yumurta yedim.
ya şöyle, eskiden gerçekten lokantalar kapatırdı, fırınlarda belli başlı şeyler çıkmazdı, hatta ve hatta (her ne kadar ben bundan nispeten uzak olsam da arkadaşlarımla kantine inerdik ve gerçekten uyulması gerekirdi) abur cubur alırken içeriğini okur, yumurta varsa yemezdik.
sınıfta yere ekmek ya da benzeri bir şey yere düşerse 3 defa sırasıyla öpüp başa konup -öpüp başa konup -öpüp başa konulur öyle pencere önüne bırakılırdı.
sabah yumurta yedim tadı da kötüydü. insanların matemine de haksızlık mı ettim? bugün eskiden kapatan bazı yerler açıktı. hayat değişiyor.
annem bana en az iki kızı kadar sevdiği danasını gösterdi . adı karin'miş. Babamla bir belgesel izlemişler, İsviçre'de bir inek sürüsünü anlatıyormuş ve inek sürüsünün 'lideri'nin adı Karin'miş. Çok beğenmişler.
Bahçede ıhlamur ağacımız gitmiş. o mis gibi kokan ıhlamurumuzun yerini kökleri bina temeline zarar veriyor diye değiştirip bahçenin daha da altına almışlar. sonra o da orada kuruyup ölmüş. ne kadar güzel olduğu hakkında konuşurken "öyle olacağı için güzeldi" dendi.
annem bugün soğan doğrayacaktı ve şu adını bilmediğim bıızzz yaparak dönen ve bıçakları olan şeyi kullandı. baya şaşırdım, o bir kesme tahtası kadınıydı?
henüz izmir'deyken annem bahçede çok çileğin çıktığından ancak kimsenin yemediğinden yakındı. eve geldiğimde evde bir kasa minnnicik çilek vardı. Masanın üstündeki kocaman kayısıları yediğim için çileklerden çok özür diliyorum. artık biraz eskidiler çünkü.
annem harika börek yapar. ama harika. çalıştığı yerde böyle bi toplaşmaca mı ne yapıyorlarmış. stresten böreği kendi yapamadı. yengemden ve kuzenimden rica etti. çok komikti bu. en azından bana öyle geldi :d yani 47 yaşında birisinin ankastresinin azması
ya bi de babam çook zayıflamış. buna da ayrı üzüldüm. kızı gibi, sigarayı yer gibi içiyor. geçen yıl bize yaşattığı stresin haddi hesabı yokken hala bu kadar umursamaz davranmasına sinirleniyorum. bi de ben babamla bu konuyu konuşamam boğazım düğümleniyo. baba pls hastaneye git.
bu geceki görevim börek çevirmek. uyandığımda da birden elazığ'a gidiyordum?
yarın bersun yüzmeye gitmek istiyor. hala bersun'un mezun olmuş bi karı olduğunu oturtamıyorum zihnimde ne yani hiç alttanın yok mu? bersun alt metin geçmek gerekirse ablam. evin gururu da bu yazlık...
burada biraz kalbime iyi bakmak istiyorum. iyileşeceğine inanmıyorum ama bi noktada zerdüşt eğer kapanıp yolunu bulduysa ben de bulurum!
sadece yorgunum.
a zamande nata, zerya ma de valayış esta. zamane ke lawik'e ma ame hore, a roze bena mıre roze şad.