emak odasındaki çiçekler

emak odası... emektar su ısıtıcısı, filtre kahveleri, arşiv dosyaları, onlarca ekipmanı, yeşil çöpten gelme koltuğu ve dolapları...
emak odasında en sevdiğim şeylerden birisi de herkesin bir parçasının bulunuyor olması. geçen birisinin atleti bile vardı. biraz daha kalıcı ya da değil ancak herkesin bir parçası işte. daha geçenlerde eski üyelerin vesikalıklarını bulduk, baaya eski üyelerin(25 yıl baya mıdır, sannki)
benim de winnie figürlü çanta süsüm kırmızı panoda olmaya başladı. ardından da mutfaktak fayanstaki yazım. lütfen lavaboyu temiz kullanalım, parlayan kasklar takımıı gibi bişi :d
sonra anahtarım oldu ardından çiçeklerim odaya geldi. bu zamanlarda dersin bitmesini emak odasına gidebilmek için beklemeye başlamıştım. uzunca bir süre de öyle devam etti (2 tam yıl kadar). hava güneşli olunca sevindiğim şey odaya koşup oda açıkk yazmak ardından çiçeklerimin bir saat de olsa güneşlenmesini sağlamaktı. uzunnca bir süre kış güneşinden faydalanan çiçeklerim bir gün gelen şeyin gitmesi sebebi ile odadan uzaklaşmak zorunda kaldı. efot odasında susuzluktan can verdiler.
sonra da bir daha odaya çiçek almadım.
sadece birkaç koparılmış çiçek geldi. vazomuz olmadığı için kavanoza koyup köşede çürümesini izledik.
almak istiyorum da aslında ancak şu sıralar odaya ayağım çok gitmiyor. oda sorumluluğu ve çiçekler... biri olmadan diğeri çok manasız geliyor bana.
emak odası mağara canlılarının sosyalleşebildiği alkolsüz nadir yerlerden birisi. yeşil koltukta birisinin öğle arası uyuklaması bu odayı sıcak yapan şey. ya da buğra ile kara lahana turşusu kurma, ya da yazın sıcağında odanın dışını hortumla ciflemek ya daa yine ve yine labdan çıkmış nevzat'ı görmek. sadece oturmak da. ayrıca tartışmak. faaliyet sonrası kalanları yemek. etrafa gergi ipleri çekip ıslak eşyalarla odayı kokutmak.
odayı özlediğimi fark ediyorum. öğle arası odayı gelip yeşil süpürgeyle temizlemeyi özledim. çiçekleri de.
ne ağladın ne engelin var ki diye sorucak gibi iseniz çiçeklerimin tekrar ölmesini görmek istemiyorum.