eve veda
içerisine ağlayıp güldüğüm, ısındığım ve izlediğim duvarlar.
yabancılaşmak. aslında hiç yakın olamamışlık. usulca gitmek.
yaralanmak ve yaralamak.
ağlatmak. çokça ağlamak.
bizler hayatı "yolunda" giden varlıklar olmadık. yolunda gitmek ne demek öğrenmedik bile. şimdi ise sadece yalnızlık var.
soluğum hızlanınca unutabiliyorum. kalan zamanlarda acıyorum. tüm bedenimle.
hiç gelmemiş olmayı dilediğim yer.
hiç aşmamam gereken bir kapı eşiği.
sadece sonuna kadar var gücümle kalmışım.
gitmeyi unutarak.
bazen gitmek gerekir.
sesli ya da sessiz.
gençliğin heyecanını yitirdiğin zamanlarda hissedilen sancı.
hayata verilen anlamsız savaşın anlamsızlığı.
anlayabilecek tek insanın günler günlük uykusu.
verdiği zararı görmek için geç açılan gözler.
bir avuç anıya saatleri satmak.
bir insan için çabalamak.
boşluk.
var sandığın şeylerin yokluğu.
aslında yokluğu.
genç hatalar, genççe hatalar.
nereye gittiğini bilmemek ancak burada da olamamak.
ruhu ve kalbi özgür insanlar,
kafası yalnızca kalbinin kabı olan insanlar,
böylece yok olmaya sürüklenen insanlar.
şimdi en büyük günah yaşama karşı günah işlemek mi?
eskiden bir şeyi gerçekten istediğimde evrenin bunun için çabalayacağına inanırdım.
bir zamanlar.
werther yalvarıyordu, ey tanrım,
ruhumu serinletecek en acı gözyaşlarını benden esirgeme.
bugün ben de yalvarıyorum.
insan o kadar fani ki,
yaşadığına gerçekten emin olduğu bu dünyada bile
anılar sevdiklerinin ruhunda sönüp kaybolacak. hem de çok çabukça.
ben de kalbime küçük bir çocuğa bakar gibi bakmak istiyorum.
kendimi buna hak görerek.
kimse kimseyi gerçekten kurtaramaz.
birisinin gelip seni senden kurtarmasını beklemek.
dağın yamaçlarında uyuyakalmışsın ve kurt dağdan çoktan inmiş.
birisi seni uyandırsın istiyorsun.
kurdu vurabilir ya da kaçabilirsin.
ama kurdun senin içinde olduğunu fark ettiğin an her şeyi anlamaya başlarsın.
kurttan kaçamazsın.
seni sevenler de o kurda dokunamaz, çünkü o senin bir parçan.
ona baktıklarında seni görürler.
ateş edemezler.
kurttan korkmak.
kendinden korkmak.