Gölgemde Yürümek
Uzun zamandır kendimi gölgemde yürürken buluyorum. Bana sanki bir amaç uğruna izlemem gereken, mutluluğa giden bir yolmuş gibi geliyordu gölgem. Onu takip eder ve bir yere varmayı beklerdim. Götürdüğü yerler bana huzur verir ve tatmin ederdi. Niye bu yoldan gidiyorum diye sorgulamazdım. Zaman içerisinde gölgeme olan güvenim o kadar güçlenmişti ki sonunda sadece onun gösterdiği yola giderek bir gün geçirmeye karar verdim.
Başlarda beni uzaklara, çok uzaklara götürdü. Hayatımda görmediğim manzaralara, tanımak istediğim insanlara götürdü. Son olarak yavaş bir şekilde beni bir sahilin kenarına getirdi. Çevresinde dalgaların sahile vuruş sesleri eşliğinde yavaş bir şekilde yürüdüm. Bu sırada gölgemle bir olmuştum. Durup günümü düşündüm. Eğer bu şekilde devam ederse her gün bu şekilde yürüyecektim. Bu sırada gölgem üzerimden düştü. Geldiğim yöne doğru hızlı bir şekilde büyüdü. Merakla takip etmeye başladım. Yine gördüğüm manzaraları ve insanları gördüm. Zamanımı oralarda da harcamak isterdim. Ancak gölgemin yolundan çıkmayacaktım. Ne de olsa beni başta oraya getiren de oydu, geri getirmesini bekleyeceğim de...
Güneşin batımında, sabah yürümeye başladığım yere varmış ve geçmiştim. Hava kararmaya başlamış ve artık gölgemi görmez olmuştum. Panik olmuş, nereye gideceğimi bilememiştim. Bir sonraki adımımın beni doğru yola götürüp götürmeyeceğini bilmiyordum. Bir an önce güneşin doğmasını ve yolumu bulmayı umut ederek bekledim. "Ne de olsa beni mutluluğa götürmüş olan gölgem, beni burada bıraktıysa bir sebebi vardır," diyerek düşündüm bütün gece. Güneşin ilk ışığını görür görmez yolumun yeniden oluştuğunu gördüm. Bu sefer de benzer bir yoldan götürdü beni. Yine çok güzel bir manzara ve farklı insanlar. Ancak dünkü gibi hissettirmediler. Manzaranın dünkü rengi yoktu ve insanların neşeside aynı değildi. Bir aksilik vardı. Gölgemi takip ederek sahile vardım. Etrafa bakınıp bir farklılık var mı anlamaya çalıştım. Dalgaların şiddeti artmıştı ve sahil karaya doğru biraz daha yaklaşmıştı sanki.
Sahilin çevresinde yürümeye başlamadan gölgemle yine bir olmuştum. Daha hiçbir şeyin tadını çıkarmadan geri dönmeye başladım. Aynı şekilde, aynı yoldan. Dünkü gibi başladığım yeri geçince güneş batmaya başladı. Yavaşladım ve durdum. Bu sefer beklemek istemiyordum. Ancak atacağım adımın yönü doğru mu onu bilmiyordum. Korkuyordum. Aynı şekilde bu aktiviteyi yapmaya bir ay devam ettim. Artık manzara benim için bir kaya parçası ve insanlar sadece çıkarları için duran insanlar olmuştu. Bir süredir sahile dahi yaklaşamadan dönüyor, dönüş yolunun ötesinde hiç görmediğim yerlere gidiyordum. Orası hiçbir zaman bana bir huzur ya da mutluluk verememişti.
Otuzuncu günün sonunda hava tam kararmaya yakın bir başka ışık gördüm. En başta anlam veremedim ve yaklaşmaktan çekindim; ta ki güneş batana kadar. O zaman bana bir yol gösteren başka bir şeyin daha olabileceğini fark ettim. Hava kararınca ışığa doğru koştum. Işığın kaynağı bir fenerdi. Etrafıma baktım. Geldiğim yerin bir uçuruma çıktığını yeni fark ettim. Eğer biraz daha devam edecek olsaydım, yolumun sonuna gelmiş olacaktım. Durdum ve düşündüm. Fenerden dolayı oluşan gölgeme baktım ve uçuruma tam ters olan yönü gösteriyordu. Feneri kullanarak hem gideceğim yolu aydınlattım hem de o yol üzerinde gölgemi oluşturdum. Artık istediğim yerede gölgemi görebiliyor bu yüzden istediğim yere gidebiliyordum. Ve uzun süredir tekrar görmek istediğim yer sahildi.
Yola çıkmaya başladım. Çok geçmeden güneş doğmuş, fenerden gelen ışığımı büyük çoğunlukta bastırmıştı. Artık güneşin kontrolündeydim. Neyse ki onun da beni sahile doğru götüreceğini biliyordum. Bugün yürüdüğüm yollar sanki ilk günküymüş gibi heyecanlandırdı. Uzun zamandır görmediğim bir yere gidiyordum sonuçta. Mutluydum. Kaya parçası dediğim manzara renklenmiş, sevmediğim insanlar canayakın olmuşlardı. Sahile varmama az kaldığını düşünmek beni heyecanlandırıyor ve daha da hızlı adımlarla yürüyor, koşuyordum. Fakat sahili bir türlü bulamıyordum. En son gördüğüm zamanki yolu takip ettiğime emindim ama ortalıkta sahil yoktu.
Güneşin tam tepeme gelmesiyle gölgemin üzerimde olduğunu anlamam bir oldu. Telaşlandım. Aradığım şeyi bulamamış ve öfkelenmiştim. Fenerimi kullanarak gölgemi güneşe doğru oluşturdum. Artık iki gölgem vardı. Birisi güneşten gelen gölge, diğeri de güneşe giden gölge. Bir seçim yapmalıydım. Net bir şekilde arkamda beliren gölgeyi mi takip edecektim yoksa beni bunca zaman kontrol eden güneşe doğru oluşmuş olan anlaşılmaz gölgeyi mi takip etmeliydim?
Artık kontrolün bende olmasını istiyordum. Bu yüzden güneşime doğru koşmaya başladım. Eğer güneşimi tutabilirsem artık eskisi gibi tek bir gölgem olacak ve onu ben kontrol edebilecektim. Bu yüzden koşmaya başladım. Henüz güneşimi yakalayamadım...