İstikrarsız bir göt

30 yaşıma giriyorummmm! Henüz babamın öldüğü yaşa çok var. Anneminse iki çocukla dul kaldığı yaş tam olarak bu. Tabii ki şarkısı o kadar güzel olmayacaktır.
“Bir bar taburesi üstünde, annemin iki çocukla dul kaldığı yaştayım.” Kulağa yavan gelen bir şeyler var; gerçi Teoman yazmış olsaydı, sanırım sorunun ne olduğunu çözer ve çok daha kafiyeli aktarmayı başarırdı. Annemin 30 yaşı ile benim 30 yaşım arasında bir fark var gibi geliyor böyle düşününce.
Yolun tam olarak neresine geldim bilmiyorum ama daha çok başındaymışım gibi hissettiriyor. İçimdeki ses hiç büyümedi. Güldüklerim, ağladıklarım hiç değişmedi. Kocaman bir adam var baktığım aynalarda ama benim ona “abi” diyesim geliyor. Yerimi bulamadım hâlâ; amacımı, hedefimi, niyetimi bilmiyorum. O kadar çok sıkılıyorum ki her şeyden, herkesten. Çok büyük bir heyecanla başladığım her şeyden büyük bir yılgınlıkla kaçmak istiyorum ve her seferinde bu sefer farklı olacağını umuyorum ama inanın bana, olmuyor.
Buraya kadar okuyan sizler, ne kadar iç karartıcı bir yazı olduğunu düşünüyor, ne noktada intihar edeceğimden bahsedeceğimi bekliyorsunuz belki de. Yanlış bekliyorsunuz; bu bıkkınlık ve sıkkınlık durumu neden benim değiştirmek zorunda olduğum bir şey olmalı ki? Neden bir amaç, bir hedef bulmalı ve her şeyi o doğrultuda yaşamalı, şekillendirmeli, fedakârlıklarda bulunmalı, kendimi ertelemeliyim ki?
İnanın, ben de bunca yıl boyunca bunun bir sorun olduğunu düşünüyordum. Ben de sizler gibi bir doğrultuda yaşamalıydım hayatımı; uğraşmalıydım uğruna bir şeylerin. Sebat etmeliydim, tekrar heyecanlanmaya çalışmalıydım ama fark ettim ki buna gerek yok. İstediğim şeye, istediğim noktada heyecan duyup peşinden koşup bütün benliğimle o şeyin uğrunda koşturduktan hemen sonra artık heyecan duymuyorsam, siktir edip yeni heyecanlarımın peşinden koşabilirim. Bu beni maymun iştahlı ve istikrarsız bir göt yapsa ne fark eder ki? Maymun iştahlı, istikrarsız bir göt olmak, mutsuz olmaktan daha mı kötü?
30 yaşıma girerken —ki bunun önemli bir dönüm noktası olduğu konusunda çok ısrarcı herkes— bundan sonraki yaşantımda istikrarın değil, sadece heyecanımın, zevkimin, hatta amiyane tabirle sikimin peşinden gideceğim konusunda kendime söz veriyorum. Hayatta önemli olan vardığımız yer değil, o yere ulaşırken yaşadıklarımız. Tüm yol boyunca mutsuz olduktan sonra, varılan yerin de tadı kalmıyor.
Bu tarz önemli değişiklikler bir günde yapılamıyor, biliyorum ama en azından ben artık bunun farkındayım.
Nihayetinde, ben 30 yaşımda ne olduğumu anlamaya biraz daha yaklaştığıma inanıyorum. İki çocuklu dul bir kadın kadar güçlü değilim belki ama olmam da gerekmiyor. 11 yaşında bir kedisi olan, ciddiyet konusunda ciddi sıkıntıları olan, yaşamaktan zevk alan koca bir çocuğum. Yaşasın değişken fikirler! Yaşasın hayat!