Kargaşa, kavun, değişim ve ben

İkinci kez yazmak zorunda kaldım bu zaten yazması zor olan yazıyı; ilki silindi.
Büyük bir kaosun içindeymişim gibi geliyor bazen ya da dışında. Yalnızca benimle, içimdeki benle konuşabildiğim şeyler olduğunu fark ediyorum zaman zaman. Anlatıyorum ona, bağırıyorum, kızıyorum; dinliyor. Her zaman anlıyor mu emin değilim ama her zaman dinliyor.
Onun anlattıkları var bir de. Ter kokusundan bahsediyor bazen, kavun gibi kokan tenlerden. Biliyor kavun sevdiğimi; beni bildiği için etkilemesi kolay oluyor.
Onun anlattıklarından bahsetmem mümkün değil her zaman. Onun ve benim tanınmadığım bir yerde bağırırım belki. Kimsenin bizi haklı bulmayacağı ama eleştirmeyeceği bir yerde.
Bazen susuyor ve tek bırakıyor beni. Hayatı boyunca kendini yalnızlığa hazırlayan birinin yalnızlıktan korkmasındaki ironiden bahsediyor bu konuyu açtığımda.
Bir gün onun bile gideceğinden bahsediyor. Geriye sadece ben kalacakmışım ama “merak etme, sen de gideceksin” diyor.
Bir yer bulamamaktan bahsediyoruz bazen. Değişmeye çalışıyorum, dönüşmeye; gördüğüm hiçbir şey olmayayım istiyorum. “Anlatamazsın” diyor. Anlayamıyorum. Ve ne zaman geriye dönüp baksam aynı yerde olduğumu görüyorum. Bu aynı yerdelik, ilk yolculuğumdan beri bırakmadı sanki peşimi.
Tüm bunlar olurken kavun kokuyor birileri. Saatin ve yaşımın birbirinden bu kadar habersiz iki rakam olmasını ve birbirleriyle olan yarışlarını fark ediyorum bazen. Aslında o söylüyor. Beni üzen konuları daha çok seviyor o; hüznün bana yakıştığından bahsediyor.
Dedim ya, bahsedemiyorum onun her anlattığından. Onun ve benim tanınmadığım bir yerde, hiç kimse yokken söylerim belki.
Ne olmak istediğim konusunda bir fikir birliğine varamıyoruz ama olmak istemeklerimiz çok net. Olmak istemeyip de olduklarımızdan bahsediyorum ona. Beni suçluyor. Bunda benim kadar onun da suçlu olduğundan bahsediyorum, kabul etmiyor. Bahsedemiyorum onun her anlattığından; onun ve benim tanınmadığım bir yerde fısıldarım belki.
Peki ya ben, kavun kokuyor muymuşum hiç diye soruyor. Bilmediğimden bahsediyorum. “Bana söyleyen olmadı” diyorum. Gülüyor ya da ağlıyor; belki de ikisini aynı anda yapıyor, emin olamıyorum. Başka tanıyan olsa sorardım belki ama bahsedemiyorum onun her anlattığından. Onun ve benim tanınmadığım bir yerde susarım belki.