Kokanlar, koklayanlar ve koklananlar (yaşanmış hikaye)

Kokan bir insanla karşılaşmam Ege Üniversitesi ile başladı, bunun ardı arkası kesilmeyecek bir şey olduğunu henüz bilmiyordum.
Kokan biri diyorum çünkü tek seferlik yahut spor sonrası bir şey değil bu kokma durumu. Bir hayat tarzı, bir yaşayış, belki de bir anlam arayışıydı onlar için, bilmiyorum. Bizim için pencereye yakın oturma ve fazla yaklaşmadan konuşmak gibi ritüeller içeriyordu.
Herhangi bir cinsiyet, sınıf ve sosyal statü ayırt etmeyen ve çoğu zaman başının dönmesine sebep olan bu koku asla kokutana gitmiyor olsa gerek diye düşünerek bunun belki de bir özel güç yahut evrim sürecindeki bir yanlışlık diye yorumlamaya çalıştım bir süre.
İlk kokan insanla aynı bölümdeydim, cinsiyeti erkekti ve dört sene birlikte okumak durumunda kaldık, zamanının çoğunda koktu. Aktif bir sosyal hayatı ve katılımcı bir kişiliği vardı. O zamana kadar kokan birinin her şeyden uzak duracağını düşünüyordum. Ne kadar safmışım…
İkinci kokan insanla beraber çalıştım bir süre, cinsiyeti kadındı ve üç ay boyunca mütemadiyen koktu. İlkinin aksine kurtlar sofrasındaydık ve kokuyor olması onun maaşını da ödeyen patron için büyük bir sorundu.
Meseleye soğukkanlı yaklaşmamız gerektiğinden bahsettim, daha önce kokan birini görmüştüm ve onlara nasıl yaklaşılır biliyordum. Biliyor muydum gerçekten, dört sene boyunca kaçmıştım ilk kokan insanımdan ama meseleyi ele alma konusunda en güvenilir kaynak bendim. Sonuçta uzun süre onlardan biriyle aynı sınıfla vakit geçirmiştim.
Önerim açık ve netti: “Sevgili mesai arkadaşlarım, saygıdeğer patronum; yapmamız gereken şey aslında çok basit, yanımızda kokan insan varken ağzımızdan nefes alacağız.”
Önerim herkesi sarsmışa benziyordu, benden gerçekten bir cevap bekliyorlardı, bir çözüm ama ben onlara kaçış yolu sunabilmiştim sadece. Burası üniversite değildi, hayır burası iş yeriydi ve iş yerinin bazı dinamikleri vardı. En güçsüzümüzün kokan insana durumu anlatmasına karar verildi…
Tam olarak ne konuştular asla paylaşılmadı ama o günden sonra hepimiz kokan insanın artık kokmayacağını düşünmeye başlamıştık, bugün son kokulu günüydü, bugün evine gidecek ve kokunun üstesinden gelecekti. Aylardır karşı olduğumuz, arkasından konuştuğumuz, bir iki kere midemizin bulanmasına sebep olan bu koku nihayet son bulacaktı. Son bulan şey ne olursa olsun bir burukluk bırakıyordu insanın içinde, son kez olduğunu bile bile içimize çektik o kokuyu, bu sefer tadını çıkarmak istiyor gibiydik. Bu kokuyu zihinlerimize kazıyalım ve hiçbir zaman unutmayalım istiyorduk sanki.
Ertesi gün kokan insan hâlâ kokuyordu, koku giderilmeye çalışılmış, hatta başka kokularla maskelenmişti ama nafile, koku oradaydı…