normalimi arıyorum

Laptop kucağımda yatağıma uzanmış saatler geçirirken de bir gün atlatabiliyorum. Kötü geçiyordu o sıralar normalim. Ama şimdi bi tık daha iyi galiba. Yine laptobumu kucağımı alıp günlerimi yatağımda geçirebilirim. Oyun oynayarak, müzik dinleyerek... Bu sıralar uğraşmam gereken işler çıkardım kendime: öğrenci evinda hayatta kalma, bir taraftan çalışma, derslere git gel, labta takıl bişiler yap, C-PC molekülünün TLR-4 etkileşimi falan filan. Bu ay en büyük stresim danışman hocam herhangi bir şey dediğinde ağlamamak ya da yirmi bir yaşındaki ev arkadaşımın eve getirdiği insanlardan korkmamaya çalışmak. Vaktimi seviyorum. Bir güne harcağım vakti. O vakti neyle doldurmak istediğimi düşünmeyi seviyorum. Keşke biraz daha atılgan olabilsem, bu kadar hassas olmasam bir şeylere karşı. Küçük bir önlem aldım, sistemi yapılandırdım. Önemlilik sırası diyorlarmış buna. Önemli değilse konuşmuyorum, anlaşmaya çalışmıyorum. Getirdiği çözümün yanında bin tane sorun geliyorsa beraberinde uğraşmıyorum. Dahil olmuyorum. Ayın 20sinden sonra tekrar bi telaş içinde olcam biliyorum. Acele etmeden, dahil olmadan. En kötü bavulu toplar giderim diyemem bu saatten sonra. Her türlü telaşa, meşgaleye yer var ama yer olduğu kadar. Normalimi arıyorum derken ciddiyim. Benim normalim bu galiba, stres kaynağından uzaklaşamıyorum.