rüya

İskelede gördüğüm tahminimce gözlem evinin bahçesinde takılıyoruz. Sigara içmek için şehir manzarasını gören bir yere geçiyoruz. Ufak ufak yağmur başlıyor sanki herkes bu anı bekliyormuş gibi şemsiyeler açılıyor. Yağmur hızlandıkça damlaları büyüyor. Yağmur hep aynı miktarda yağıyormuş da giderek ıslaklığı artıyormuş gibi. Şehirdeki bazı beyaz Işık'lar sönüp yanmaya başlıyor. İlk başta gözlüğüm gelen damlalardan dolayı sansam da gittikçe bu döngü daha da yavaşlıyor ve beyaz Işık'lar şehri terk ediyor gibi. Şehrin mahalle mahalle elektrikleri gidip gelmeye başlıyor. Birazdan fark edeceğim ki bunun sebebi şiddetli yağmurmuş. Düşen taneler o kadar büyük ki o bölgenin elektriği ile oynuyor. Uzaktan çok piskedelik görseldi gökten bir şey düşüyor düştüğü yerin Işık'ları sönüp mavi yeşil bir duman saçılıyor. Bu düşen şeyler ki birazdan onlara meteor diyeceğim bize yaklaşmaya başladı. Yaklaştıkça ilk başta bakmaya doyamadığım yeşil mavi duman beni germeye başladı. İlk kaçmaya başlayan kişiyi asla göremiyorsunuz sadece kaçan insanlara kapılıyorsunuz bir anda. Artık çok yakınımıza düşüyor meteorlar. Uzaktan gördüğüm boyutta sanki yaklaştıkça hiç büyümemişler. Boyutsal bir kırılma yaşattı bu bana. Dördüncü boyutun varlığından artık eminim ama bu boyutu algılayamadım. Meteorların düştüğü yerler kararmaya içerinden küçük ışık taneleri saçılmaya başladı. Az sonra fark edeceğim ki bunlar uzayın parçaları. Etraflarında döndükçe farklı yüzlerini gördüğüm kapılarmış bunlar. Hava gittikçe soğudu artık koşmaktan yoruldum benim gibi koşmayı bırakıp bir çatı altına sığınan insanlar gördüm. Onlara yaklaştıkça insan formunda kapılar olduklarını beni içlerine çektiklerini fark etmemek mümkün değildi. Onlara kapılmış süzülürken zırıl lübunya olduğunu düşündüğüm oda arkadaşım olan amcanın zil sesi uyandırdı beni. Ne kadar denesem de tekrar giremedim o kapıdan.