Şehirlerarası Otobüs

12/30/2025Aykut Yaman
Şehirlerarası Otobüs

Bir salı günü otobanda gittiğim sıra arabanın yan camından, gözüme kocaman bir tepenin üstünde yalnız başına duran bir baraka ilişti. O an, nedendir bilmem ancak içimdeki dürtü beni oraya sürüklemeye çalışıyordu.

(...)

Nihayet tepeye ulaştığımda yıkık dökük bir baraka beni karşıladı. Çökük tavan, parçalanmış camlar, ahşapların kenarlarından fırlamış paslı çiviler... Kulübenin adeta yıkılacak gibi durmasına karşın, yaklaştıkça yaşayan bir varlığa doğru ilerlediğimi hissediyordum. İçerisine bakmak için kapısına kadar yaklaştım. Artık her adımımda yükselen gıcırtı sesleri şimdiden kulağımı tırmalamaya başlamıştı.

İçeriye girip etrafa göz atmaya başladım. Dışının aksine içerisindekiler henüz oraya koyulmuş gibiydi.(tik) Birbirinden ilginç tablolar, tavan süslemeleri, sandalyeler... Anlamsızlığına karşı anlam yüklemeye çalıştığım sırada, üzerinde yürüdüğüm tahta parçalarından birisinin çökmesiyle kulübenin görünmeyen kısımları da ortaya çıktı.(tak) Merdivenin basamaklarından temkinli şekilde inip aşağı odaya ulaştım. 4 duvarından hepsinde birbirinden farklı kapılar ve kapıların üzerinde de numaralar vardı.(tik) İlk kapıda kocaman bir "2" yazıyordu ve yeşil renkliydi. Bu öbürlerinden farklı olarak renkli olan tek kapıydı.(tak) Kapıyı açmamla beraber ciğerlerime iğrenç bir bok kokusu doldu. Odanın her yerinde bardaklar, kırılmış bira şişeleri ve yığılmış iç organlar olmasına rağmen yine de buradan çıkmak istemiyordum, burada rahat hissediyordum.(tik) İkinci odanın kapısında "1" yazıyordu. Kapının kolunu tuttuğum andan itibaren çok tanıdık, sanki uzun süredir benimle olan bir hissiyat kapladı içimi.(tak) Odadaki eşyaların hepsi hareket ediyor, hiç birine odaklanamıyordum. Kısa süreli de olsa odaklandığım her bir eşyayı tanıyor gibi hissediyordum.(tik) Diğer odaya geçmek için odadan çıktığımda indiğim odada o ana kadar fark etmediğim eşyalar dikkatimi çekti. Botlar, şapkalar, eldivenler ve daha bir çok yığıntı.(tak) Üzerinde "5" yazılı üçüncü odanın içinden dışarıya oldukça yoğun ve koklamaktan zerre haz etmediğim bir koku yayılıyordu. İçeride iğneler, sargı bezleri, ne işe yaradıklarını bilmediğim ilaçlar ve daha bir çok şey vardı.(tik) Sanki cinayet işlenmiş gibi her tarafı kan götürüyordu. Bu odadan da ayrıldıktan sonra geriye üzerinde "3" yazılı son odaya bakmak kalmıştı.(tak) Odanın kapısına yaklaşıktıkça "1" numaralı odadakine benzer bir hissiyat yaşıyordum. Her adımım bir sonrakinden daha da çekinmeme neden oluyordu.(tik) Odanın kapısını açıp içeriye bakmaya başladım. Duvarda kan lekeleri yüzünden okunması neredeyse imkansız olan yazılar, karmakarışık tablolar vardı.(tak) Masaların üzerinde devrilmiş şişeler, kırılmış bardaklar; yerlerde kusmuk izleri, sigara izmaritleri. Bunca dağınık eşyanın arasında, o kadar dikkat çekici ki adeta birisinin gelip kendisini açmasını istercesine duran kutuyu alıp masanın üzerine yerleştirdim.(tik)

#sehirlerarasi-otobus